13 Nisan, 2021

Çevre Labaratuvarı | Analiz ve Ölçüm | Tel: 0262 528 8446
Akare Çevre Labaratuarı
Akare Çevre Labaratuarı

Yönetmeliğe Uygun Laboratuvar ve Analizler Emisyon (Baca Gazı) Ölçüm ve Analizleri SU & Atıksu Analizleri Hava Kalite & Modelleme Çalışmaları Balık Çiftlikleri & Trix Analizleri Fabrika Atık Yönetim Danışmanlığı

Su Analizleri ve İnsan Sağlığına Etkileri

 

Amonyum (NH4) : Sularda tat ve koku problemi oluĢturur. Ġnsan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi vardır. Suda amonyum varlığı, suya evsel, endüstriyel atıklar ve gübre karıĢtığını gösterir.

Azot (N) Azot, bakteriler tarafından besi kaynağı olarak kullanılan, kimyasal yollardan değiĢik oksidasyon kademelerinde bulunan ve sularda sık görülen bir parametredir.

Sularda bulunan azot türleri:  NH3-N: Amonyak Azot ,  Org-N: Organik Azot ,  NO2-N: Nitrik Azot , NO3-N: Nitrat Azot

Bu azot türleri, alıcı ortama aşırı miktarda verildiğinde, organizmalar tarafından kullanılarak ötrofikasyona (alg patlaması sonucu oksijen azlığı) sebep olur. Biriktirme haznelerinde alg patlamasını önlemek için hazneye giren azot, potasyum ve karbon konsantrasyonlarını azaltmak ve ıĢığı kontrol etmek gerekir. Sulardaki azotu gidermek için; o Nitrifikasyon ve denitrifikasyon ile biyolojik tasfiye, o Damlatmalı filtrelerle tasfiye, o Yeraltı suyunun suni olarak beslenmesi veya kuyularla çekilmesi, o Kırılma noktası klorlanması, Yüksek pH’ta havalandırma,  iyon değiştirme, , Ters ozmos kullanılır.

 

Bor (B) Bor, sıcak su kaynaklarında ve volkanik arazilerden çıkan sularda oldukça yüksek konsantrasyonda bulunur. Bunun dıĢında boratların deterjan olarak kullanıldığı yerlerde sulardaki bor konsantrasyonu yüksektir. Suda bulunan borun en büyük etkisi tarım üzerinde görülmekle beraber, içme ve kullanma suyunda, su ürünleri üzerinde ve hayvanlar üzerinde de çeĢitli zararları saptanmıĢtır. Bor, meyve ve sebzeler baĢta olmak üzere yiyecek ve içecekler yoluyla günde 10-20 mg vücuda alınır. Su ve yiyeceklerle alınan bor kısa sürede ve tamamen vücut tarafından emilerek birikmeden idrar yoluyla atılır.

 

Demir (Fe) Yeryüzü kabuğunun %5‟ini oluĢturan demir, suda bulunan yaygın bir kirleticidir. Suda demir 2 Ģekilde olabilir. Bunlar, iki değerlikli demir (ferro Fe2) ve üç değerlikli demir (ferri Fe3) dir. Ġki değerlikli demir genellikle yeraltı sularında bulunur. Değer değiĢimine uğrayabildiğinden yani suda çözünen demir içeren (Fe2) konumundan çıkıp çözünmeyen demir (Fe3) konumuna gelebildiğinden uzaklaĢtırılması güç olur. Oksijen ya da bir baĢka oksitleyici etkenle karĢılaĢan çözünmüĢ demir, çözünmez hale geldiğinden çökelir ve suda paslı bir renk alır. BileĢiminde demir bulunan demir vanalar, borular, su arıtma donanımı ve suyla çalıĢan araçlarda arızaya yol açar. Bakteriler, demirden kaynaklanan kirlenme sorunlarını daha da ağırlaĢtırır. Bu bakteriler arasındaki crenothrix, sphaerotilus ve gallionella gibi mikroorganizmalar demiri enerji kaynağı olarak kullanılır. Demir tüketen bu bakterilerin bıraktığı paslı, jelatinli yapışkan madde su borusunu tıkayabilir. Bu nedenle demirden kaynaklanan sorunun kaynağı incelenirken bu tür bakterilerin varlığı da araĢtırılmalıdır.

 

Mangan (Mn) Toprak veya tortul kütlelerdeki mangan atmosferik olayların etkisi ile çözünerek suya geçer. Demiri fazla olan sularda, çok defa mangana rastlanır. Fakat miktarı çok az olup litrede 0,3 mg‟ı geçmez. eksi değerlikli manganez de demire benzer özellikler gösterir. Oksitlendiği zaman siyah bir tortu halinde çökelir. Suda manganın bulunması, endüstri sularında demirin etkisinin hemen hemen aynısıdır. Suda bazı bakterilerin çoğalmasını sağlayarak boruların tıkanmasına demirden fazla neden olur. 0.5mg/lt „den fazlası sulara kötü bir lezzet verir. Çamaşır yıkamaya uygun değildir. Endüstride manganlı suların arıtımı gerekir. Demir kahverengimsi, mangan gri-siyah lekeler yapmaktadır. Bu özellikleriyle demir ve mangan konsantrasyonları yüksek sular; kağıt, deri, dokuma, plastik, gıda gibi sanayilerde kullanıldıklarında ürünün renk ve tadında değiĢmelere sebep olurlar. Çökebilen mangan filtrasyon yöntemiyle giderilebilirken çökelmeyen manganı gidermek için oksidasyon ve filtrasyon birlikte uygulanır.

 

Çinko (Zn) Çinko genellikle galvanizli borulardan suya geçer. Normal bir insan, bir günde gıdalarla birlikte 12 mg. çinko almaktadır. Birçok besinde fazlasıyla bulunan çinko minerali bağıĢıklık sisteminde anahtar rolü oynar, zindelik sağlar, verimi artırır. BağıĢıklık sisteminin düzenli çalıĢabilmesi için vücutta bol miktarda çinko bulunması gerekse de bir litre suda 15 mg.‟dan fazla çinko kabızlığa sebep olur. Suda çinko miktarının fazla olması korozyon olayını hızlandırmaktadır. TSE ve Sağlık Bakanlığı bu konuda bir sınırlandırma getirmemiĢtir. EPA çinko için limit değer 5 mg./lt.‟dir.

 

Florür (F) Suda bulunan florür, miktarına bağlı olarak faydalı veya zararlı olabilir. Ġçme suyu için tavsiye edilen değer 1 mg/It’ dir. Bu değerin diĢler için faydalı olduğu ve diĢ çürümelerini azalttığı bilinmektedir. Bunun yanında yüksek miktarlarda florür içeren suların insan sağlığına verdiği zararlar araĢtırmalarla ispatlanmıĢtır. Örneğin; 9 yaĢın altındaki çocuklarda yapılan bir araĢtırma, 2 mg/lt florür içeren suyun diĢlerde kahverengi lekeler (benekler) bıraktığını (fluorisis), 4 mg/lt florür içeren suyun ise kemik bozukluklarına sebep olduğunu göstermiştir.

 

Fenolik Maddeler Fenolik maddeler; antosiyanidinler, flavonlar ve flavonolar, flavanolar, kateĢinler ve löykoantosiyanidinler, proantosiyanidinlerdir. Fenolik maddelerin suda varlığı, tat ve koku problemlerine sebep olur. Özellikle suyun klorlanması sonucu meydana gelen klorofenol bileĢikleri çok düĢük konsantrasyonlarda bile koku problemi meydana getirir; deri ve mukozada tahribata yol açar. Sudaki fenolik maddeler; ilaç, petrokimya, plastik sanayi ve organik kimya sanayi atıksularının rezervuarlara ulaĢmasından kaynaklanır.

 

Arsenik Arsenik, çok iyi bilinen bir zehirdir ve doğada sülfür ve oksit halinde bulunur. Arsenat (AsO4) ve arsenit (AsO2) arseniğin anyonik bileĢikleridir. Ağır bir metal olmasına rağmen suda anyonik haldedir. Doğal suda ender olarak bulunan arsenik, minerallerin çözünmesinden, sanayiden ve pestisitlerden kirlilik olarak suya karıĢabilir. Suda yüksek miktarlarda bulunması doku bozulmalarına, dolaĢım sistemi problemlerine yol açar ve ayrıca kanser riskinin yükselmesine sebep olur. Arsenik bileĢiklerinin toksik etkisi; bileĢiğin kimyasal ve fiziksel Ģekline, vücuda giriĢ yerine, alınan miktara ve alınma süresine, gıda içindeki reaksiyonu etkileyen elementlerin varlığına, yaĢ ve cinsiyete bağlıdır. Eğer suda 0.05mg/lt arsenik bulunursa arsenik elementlerinin kimyasal yapısı ve valansının (kimyasal reaksiyonda veya bağda yer alan bir atomdaki elektron sayısı) saptanması önerilir.

 

Kadmiyum Kadmiyum, çeşitli endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır ve toprağa geçerek yeraltı sularına karıĢabilir. Toksik potansiyele sahip kadmiyumun insanlar için ağız yoluyla akut öldürücü dozu henüz saptanmamıĢtır. Ġçme sularında çok düĢük oranda bulunan kadmiyumun herhangi bir yan etkisi bildirilmemiĢtir; ancak galvanize (kadmiyumla kaplı) kaplarda hazırlanan bazı içeceklerin çocuklarda akut etkisi görüldüğü bilinmektedir.

 

Siyanür Siyanür, çok iyi bilenen zehirlerden biridir. Sudaki canlı yaĢamı için son derece tehlikelidir. ÇeĢitli endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır. Sanayi atık sularında veya diğer sularda tespit edilen siyanür, (CN) ortamda bulunan siyanür bileĢiklerindeki siyanür grubunun tümünü ifade eder. (Siyanürün 50-60mg/lt‟lik tek dozu insanlar için öldürücüdür. Günde alınan 2,9- 4,7 mg siyanür insanlar için zararsız kabul edilir. Çünkü siyanür iyonu insan vücudunda çeĢitli enzimler vasıtasıyla kolaylıkla daha az zehirli olan iyonlara dönüĢür.)

 

Krom Krom 6 tuzları kanserojen özelliktedir. Bu nedenle içme sularının krom kirliliğinden korunması gerekir. pH değeri düĢük doğal sularda eser miktarda bulunabilir. Sularda krom bileĢiklerinin bulunuĢu ancak suyun kirlenmesi sonucunda olabilir. Ġnsanlara zararlı etki yapabilecek krom sulardaki hexavalan (+6) kromdur. Trivalan krom ise nisbeten daha az toksik ve lokal veya yaygın sistemik bir etkisi olmayan ve gerekli olan krom Ģeklidir. En önemli problemi deride alerji yapmasıdır. Zehirli olan bileĢikler daha çok +6 değerli bileĢiklerdir.

 

 

Civa Civa endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır. Yüzeysel sularda genellikle civa hidroksit ve civa klorür çeĢitleri vardır. Bunlarda 0,001mg/lt‟yi geçmez. Kirli sularda ve göllerde bu oran 0,03mg/lt olabilir. Ġçme sularında ki seviyesi çok düĢüktür. Eğer bir civa kirlenmesi yoksa taze sularda civa oranı 0,0002mg/lt‟den daha azdır. Esasen suların arıtım iĢlemleri sırasında bu oran çok daha düĢer. Bu nedenle içme suyu ile günlük olarak alınan miktar normal olarak 0,1µg geçmemelidir. Civa sinirleri tahrip eden kimyasal maddedir; ağız ve diĢ etlerinde tipik yaraların meydana gelmesine, böbreklerin tahrip olmasına neden olur; vücuttan atılması zor olduğu için kronik zehirlenmelere yol açar

 

Pestisitler Pestisit adı altında çok sayıda madde vardır. Bunlar, insektisitler (böcek öldürücüler), herbisitler (yabani ot öldürücüler), fungisitler (mantar öldürücüler), algisitler (alg öldürücüler) dir. Ayrıca, inorganik bileĢiklerden de bu sınıfa giren maddeler vardır. Bakırsülfat, aldirin, dieldirin, lindan gibi klorlu hidrokarbonlar, paration, malation gibi organofosforlu bileĢikler de bu gruba dahildir. Bunların organizmadaki etkileri çok çeĢitlidir. Sularda öncelikle tat ve koku problemi yaparlar. Vücutta birikerek karaciğerde, böbreklerde, sinir sisteminde, dolaĢım sisteminde ve beyinde önemli hasar yaparlar. Kanserojendirler

 

Klorür (Cl 2) Klorür, tüm doğal veya kullanılmıĢ sularda çok yaygın bir Ģekilde bulunan iyon türüdür. Suya baĢlıca iki kaynaktan karıĢır. Bunlardan birincisi topraktan veya yeraltı formasyonlarından çözünme yolu ile ya da tuzlu su – tatlı su karıĢımları sonucu katılabilir. Ġkincisi ise idrar ve temizlik sularıdır. Topraktan karıĢan klorür’ün sağlık açısından bir sakıncası yoktur. Sularda en çok toprak kaynaklı sodyum, potasyum ve lityum gibi alkali ile kalsiyum, magnezyum toprak alkalileri klorürlerine rastlanır.

 

Sülfat (S0 4- 2 ) Sülfat, bütün doğal sularda değiĢen miktarlarda rastlanan bir tuz bileĢiğidir. Tabiattaki doğal kaynakları jips kaynaklarıdır. Bazı endüstriyel atık suların sülfat konsantrasyonu fazladır ve doğal sulara karıĢtıklarında onların da sülfat miktarını artırır. Sülfür bileĢikleri, çeĢitli reaksiyonlar sonunda oluĢturdukları tat, koku, toksitite ve korozyon gibi problemleriyle önemli kirletici durumundadır. Suda yüksek sülfatın anlamı; yüksek sertlik, yüksek sodyum tuzu ve yüksek asiditedir

 

Fosfat (PO4- 3 ) Fosfatların çoğu, yüzey sularına, fosfat içeren gübre ve deterjanlar yolu ile karıĢır. Organik atıkların parçalanması ile de su çevrimine girebilir. Kireç önleyici kimyasal formüllerde fosfatlar kullanılır. Su kaynaklarının çoğundaki fosfat düzeyi ultra saf su gerekmiyorsa bir sorun yaratmaz. Fosfatlar yüzey sularında ya da açık su depolarında yosun büyümesine (ötrafikasyon) neden olur

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Call Now ButtonHEMEN ARA